Üftâde Hazretleri, dergahta talebeler ders verdiği zamanlarda, bir gece rüyasında Mevlâna Celâleddin Rumi’yi gördü. Mevlâna Celâleddin Rumi buyurdu ki “Talebelerine bizim Mesnevi’den de okutun.” O’ da ; “Farsça’yı bilemiyorum” deyince, Mevlâna Hazretleri “Sen başla bir kere Allah’ü Teâla yardım eder.” Buyurdu. Ertesi sabah, hiç Farsça bilmediği halde, kırk yıldır Farsça tahsili görmüş gibi Mesnevi’den vaaz ve nasihat vermeye başladı.

        Osmanlı Sultanı Üçüncü Murâd Han ile Üftâde Hazretleri, bir gün sohbet ediyorlardı. Bir ara Üftâde görünüşte lüzumsuz bir takım el kol hareketleri yapmaya başladı. Mübarek yüzünde rengi halden hale giriyordu. Sonra eliyle bir yeri sıvarmış gibi yaptı. Padişah aniden yapılan bu hareketlere önce mâna veremedi. Sonra Üftâde’nin elinin siyahlaştığını görünce “Efendi Hazretleri niçin böyle hareketler yapmaya başladınız? Elinizin siyahlaşma sebebi nedir?” diye sordu. O’da sultanım “Tebanızdan bir balıkçı tayfası Karadeniz’in sularında balık tutuyordu. Tekneleri su alacak şekilde delindi. Bizden yardım istedikleri için bizde imdatlarına yetişerek, teknelerini tamir ettik. Bu sebeple elimiz karardı. Elhamdülillah Müslümanların boğulmaktan kurtulmasına vesile olduk” buyurdu.


 

Bu Sayfayı Kapat