 |
 |
|
- Bir gün Hz. Üftâde, halvet hanesinden dışarıya çıkıp:
”Kimse yok mu?” diye seslenince, Murad Dede adındaki derviş koşarak yanına gelir.Üftâde:
”Gel benimle.” Diyerek bir müddet yürürler. Sonra Murad Dede’ye:
”Hemen gözünü yum ve lutf-ı Hûdâyı yum.” Diyerek gözünü yummasını biraz sonrada açmasını emreder.
Murad Dede gözünü açtığında denizin ortasında ve batmak üzere olan bir geminin yanında bulunduklarını görür. Geminin içindekiler feryat edip bağırmaktadırlar. Üftâde Hazretleri, dervişe geminin altındaki tahtaları birbirine bağlamasını emreder. O da ayakları hiç suda ıslanmadan emredilen vazifeyi yaparak gemiyi kurtarır ve geri döner. Tekrar aynı süratle göz açıp süratle göz açıp kapayıncaya kadar yerlerine dönerler.
- İstanbul’da Süleymaniye Camii Şubat 1577’de tamamlandığı zaman dervişlerden biri, bu camiyi görmeye “tehassür izhor” eder. Hz. Üftâde dervişi tenhaya çekip:
“Ayağıma bas ve gözünü yum” der. Emirleri yerine gelince, göz açıp yumuncaya kadar kendisini Süleymaniye hareminde bulur. Öğle namazını orada cemaatle eda ettikten sonra aynı şekilde geri Bursa’ya dönerler.
- Kudret Devesi:
Üftâde Mustafa Efendi’den nakille Hüsameddin Bursevi anlatıyor. Ben bilmezdim babamın bir ak devesi varmış. Bir gün Emir Sultan’ın halifelerinden İvaz Efendi bize geldi. Babam o deveye binip İvaz Efendi’yi arkasına bindirip gittiler. Kısa bir zaman sonra geri döndüklerinde bu deveyi ve nereye gittiklerini sordum. Bunu üzerine babam Üftâde:
“Kuzu kimseye deme. O Kudret Devesi’dir. Binip İvaz Efendi ile Mekke’ye vardık.” Diye buyurdular.
|
|
 |